<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsimsizSevda.Net</title>
	<atom:link href="http://www.isimsizsevda.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.isimsizsevda.net</link>
	<description>Sağlık,Alternatif Tıp,Eğitim ve Genel Kültür Bloğu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Feb 2012 17:37:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bombom oyunu hileleri Nedir hakkında bilgi verir misiniz?</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/bombom-oyunu-hileleri-nedir-hakkinda-bilgi-verir-misiniz</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/bombom-oyunu-hileleri-nedir-hakkinda-bilgi-verir-misiniz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 17:44:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar - Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[bom bom hileleri]]></category>
		<category><![CDATA[bom bom level atlama hilesi]]></category>
		<category><![CDATA[bom bom madalya hilesi]]></category>
		<category><![CDATA[bombom hileleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/?p=19398</guid>
		<description><![CDATA[Bombom oyunu hileleri hakkında bilgi verir misiniz? Merhaba Arkadaşlar Bom Bom Oyunu Hakkında Yardımcı Olurmusunuz. arkadaşlar bombom oyununda bedava kupon yüklemek istiyorum program indirmeden bi siteden bedava kupon yüklemeyi bilen varsa cevap olarak yazsın lütfen yada mesaj atsın var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"}; GGAff.errorMessage = ''; p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;} [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bombom oyunu hileleri hakkında bilgi verir misiniz?</strong><br />
Merhaba Arkadaşlar Bom Bom Oyunu Hakkında Yardımcı Olurmusunuz.<br />
arkadaşlar bombom oyununda bedava kupon yüklemek istiyorum program indirmeden bi siteden bedava kupon yüklemeyi bilen varsa cevap olarak yazsın lütfen yada mesaj atsın
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
<h4>Anahtar Kelimeler:</h4>&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/bombom-oyunu-hileleri-nedir-hakkinda-bilgi-verir-misiniz" title="bedava kupon veren bombomoyunu">bedava kupon veren bombomoyunu</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/bombom-oyunu-hileleri-nedir-hakkinda-bilgi-verir-misiniz" title="bom bom oyunu şartları neler">bom bom oyunu şartları neler</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/bombom-oyunu-hileleri-nedir-hakkinda-bilgi-verir-misiniz" title="bombom hileleri nelerdir">bombom hileleri nelerdir</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/bombom-oyunu-hileleri-nedir-hakkinda-bilgi-verir-misiniz" title="www hileler net bombom">www hileler net bombom</a><!-- SEO SearchTerms Tagging 2 plugin took 1.469 ms -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/bombom-oyunu-hileleri-nedir-hakkinda-bilgi-verir-misiniz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk Havalarda Gripten Korunma Yöntemleri?</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/soguk-havalarda-gripten-korunma-yontemleri</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/soguk-havalarda-gripten-korunma-yontemleri#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 17:22:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[gribi önlemek için]]></category>
		<category><![CDATA[gripten korunma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[gripten nasıl korunmalı]]></category>
		<category><![CDATA[gripten nasıl korunurum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/?p=19393</guid>
		<description><![CDATA[Gribe Yakalanmadan Kışı Geçirmek İstermisin. Gripten Korunmanın Yolları Nelerdir, Neler Yaparsak Grip Olmayız ve Yatağa Düşmeyiz Diye Merak Ediyorsanız Gripten Korunmanın 6 Yolunu Sizlere Sunmak İstiyoruz. Eğer Faydalı Olursa Yorumunuzu Bizimle Paylaşırmısınız. Havalar soğuk. Her sene olduğu gibi gündemin ilk maddesi yine grip salgını. Yanında hapşıran veya öksüren biri olan herkesin kafasında “Bana da bulaşacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gribe Yakalanmadan Kışı Geçirmek İstermisin. Gripten Korunmanın Yolları Nelerdir, Neler Yaparsak Grip Olmayız ve Yatağa Düşmeyiz Diye Merak Ediyorsanız Gripten Korunmanın 6 Yolunu Sizlere Sunmak İstiyoruz. Eğer Faydalı Olursa Yorumunuzu Bizimle Paylaşırmısınız.</strong></p>
<p>Havalar soğuk. Her sene olduğu gibi gündemin ilk maddesi yine grip salgını. Yanında hapşıran veya öksüren biri olan herkesin kafasında “Bana da bulaşacak mı acaba?” sorusu var.  Her zaman, her yerden ve herkesten hastalık kapmak mümkün olsa da aslında gripten korunmanın da birkaç yolu var. İşte gripten korunmanın ipuçları&#8230;</p>
<p><a href="http://www.isimsizsevda.net/soguk-havalarda-gripten-korunma-yontemleri/grip-ve-nezle" rel="attachment wp-att-19394"><img class="alignnone size-full wp-image-19394" title="grip-ve-nezle" src="http://www.isimsizsevda.net/wp-content/uploads/2012/01/grip-ve-nezle.jpg" alt="" width="400" height="301" /></a></p>
<p><strong>Elleri sık sık yıkayın</strong><br />
Soğuk algınlığı ve gripten korunmanın en iyi yolu, elleri sık sık ve iyice yıkamaktır. Parmak aralarını, avuçları ve ellerin üstünü en az 20 saniye iyice yıkamak mikropların yok edilmesinde büyük rol oynuyor.</p>
<p><strong>Az uyku, zinde vücut sağlamıyor</strong><br />
Günde 7 saatten az uyuyanlar, 8 saat ve daha fazla uyuyanlara göre üç kat daha fazla grip riski taşıyorlar. Bedenimiz, uyku eksiliği çektiğinde bol miktarda sitokin üretiyor ve bu sitokin proteini, grip olunduğunda hastalık semptomlarını artırıcı özelliği sahip.</p>
<p><strong>İçkiyi abartma</strong><br />
Alkol, vücuda girdikten sonra 24 saat boyunca akyuvarların virüslere karşı mücadele etme özelliğini bozuyor. Bu soğuk kışta, günde bir kadeh içkiyi geçmemek en iyisi.</p>
<p><strong>C Vitamini mi?</strong><br />
C Vitamininin grip ve soğuk algınlığına iyi geldiğine dair herhangi bir kanıt bulunamadı ve bu teori bir efsane olarak kaldı. Çok sayıda araştırma, C Vitamini almanın gribi engellemediğini gösterdiği gibi, hasta olanların kullandığı C vitaminlerinin de iyileşmeyi hızlandırmadığını gösterdi.</p>
<p><strong>Nemli hava daha yararlı</strong><br />
Nemli hava grip virüsleri için iyi değil. Kuru havalar, virüslerin havada kalmasını kolaylaştırıyor. Nemli havalar ise virüslerin ağırlaşmasını sağlayarak yere daha çabuk düşmesine neden oluyor. Bir hava nemlendiricisi alarak, bulunduğunuz odanın nem oranını yüzde 50 civarında tutmaya çalışın.</p>
<p><strong>Parlak renkli besinler antioksidan kaynağı</strong><br />
Parlak renkli sebze ve meyvelerde bulunan antioksidanlar, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde oldukça etkili. Unutmayın, renkleri ne kadar canlı ise, antioksidan değeri o kadar yüksektir.
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
<h4>Anahtar Kelimeler:</h4>&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/soguk-havalarda-gripten-korunma-yontemleri" title="hastalık kapmak">hastalık kapmak</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/soguk-havalarda-gripten-korunma-yontemleri" title="GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞI">GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞI</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/soguk-havalarda-gripten-korunma-yontemleri" title="gripten korunma yolları kitap">gripten korunma yolları kitap</a><!-- SEO SearchTerms Tagging 2 plugin took 0.871 ms -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/soguk-havalarda-gripten-korunma-yontemleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İfrat, tefrit ve Abdülhamid</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/ifrat-tefrit-ve-abdulhamid</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/ifrat-tefrit-ve-abdulhamid#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 15:27:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih - Türk Ve Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[II Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/ifrat-tefrit-ve-abdulhamid</guid>
		<description><![CDATA[Son dönem Türk tarihinin çok önemli bir isminin bugün 92. ölüm yıldönümü olduğunu, ideolojilerini dine dayandıran bazı çevreler dışında pek hatırlayan yoktur. Hayata 1918&#8242;in 10 Şubat&#8217;ında veda eden Sultan Abdülhamid&#8217;den bahsediyorum&#8230; Sözünü ettiğim çevreler, bugün ve bu hafta sonu, Sultan Abdülhamid için bazı toplantılar düzenleyecekler. Toplantılara ilmî değil ruhanî bir hava hâkim olacak, Sultan Abdülhamid&#8217;den [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_Wdi6vLT3Esg/S3QZzm0X9wI/AAAAAAAAQM8/5VbYnnqjRCc/s1600-h/27nisanpadiahiiabdlhamibd7.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px;text-align: center;cursor: pointer;width: 308px;height: 400px" src="http://4.bp.blogspot.com/_Wdi6vLT3Esg/S3QZzm0X9wI/AAAAAAAAQM8/5VbYnnqjRCc/s400/27nisanpadiahiiabdlhamibd7.jpg" alt="" border="0" /></a>Son dönem Türk tarihinin çok önemli bir isminin bugün 92. ölüm yıldönümü olduğunu, ideolojilerini dine dayandıran bazı çevreler dışında pek hatırlayan yoktur.</p>
<p><span style="font-weight: bold">Hayata 1918&#8242;in 10 Şubat&#8217;ında veda eden Sultan Abdülhamid&#8217;den bahsediyorum</span>&#8230;</p>
<p>Sözünü ettiğim çevreler, bugün ve bu hafta sonu, Sultan Abdülhamid için bazı toplantılar düzenleyecekler. Toplantılara ilmî değil ruhanî bir hava hâkim olacak, Sultan Abdülhamid&#8217;den bir devlet adamı ve bir &#8220;<span style="font-style: italic">insan</span>&#8221; olarak değil, &#8220;<span style="font-style: italic">Ulu Hakan</span>&#8221; şeklinde hasret dolu, hattâ mitolojik bir üslûpla bahsedilecek.</p>
<p>Toplumumuzdaki derin fikir farklılıklarının tam bir misalini aradığınızda, ortaya Sultan İkinci Abdülhamid&#8217;den daha iyi bir örnek koyamazsınız.</p>
<p>Abdülhamid, bir kesime göre neredeyse evliya mertebesinde bir &#8220;<span style="font-style: italic">Ulu Hakan</span>&#8220;dır. Hattâ hatadan bile münezzehtir ve Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun son senelerinde yaşanan bütün felâketler ile çöküş, onun tahtından indirilmesi yüzünden meydana gelmiştir.</p>
<p>Ama, diğer kesime göre, çöküşün asıl sebebi Abdülhamid&#8217;in 33 senelik istibdadıdır ve Abdülhamid, memleketi geniş bir jurnal teşkilâtının başında kimselere nefes aldırmadan idare etmeye çalışmış basit bir &#8220;<span style="font-style: italic">Kızıl Sultan</span>&#8220;dır.</p>
<p><span style="font-weight: bold">SON İMPARATOR!</span></p>
<p>Türkiye&#8217;de, memleketin kaderine 33 sene boyunca tek başına hâkim olmuş bir hükümdar hakkında şimdiye kadar yapılan yorumlar hep böyle ifrat ile tefrit arasında kalmış, <span style="font-weight: bold">Prof. Dr. Vahdettin Engin</span>&#8216;in son senelerdeki bazı yayınları dışında hükümdarın politikalarını belgeleriyle ve düzgün şekilde ortaya koyan bir çalışma yapılmamıştır.</p>
<p>Şimdi, Abdülhamid&#8217;in dönemini okumuş ve bir yere kadar çalışmış, hükümdarın zamanında yaşamış olanları çocukluk ve gençlik senelerinde tanımış ve Abdülhamid sonrası dönemi derinlemesine denebilecek şekilde araştırmış ve hâlâ araştıran bir kişi olarak, hükümdarla ilgili düşüncelerimi kısaca nakledeyim:</p>
<p><span style="font-weight: bold">Abdülhamid, Osmanlı Devleti&#8217;nin son ve gerçek &#8220;<span style="font-style: italic">imparatoru</span>&#8220;dur. Tam bir Tanzimat hükümdarıdır, yenilikçidir, mâlî imkânlarının elverdiği ölçüde eğitim ve kalkınma hamleleri yapmış, müşfik bir &#8220;<span style="font-style: italic">baba</span>&#8221; olmaya yahut öyle görünmeye çaba göstermiştir</span>.</p>
<p>Devletinin çatırdamakta olduğunun farkındadır. Çöküşü uzatabilmek için dış politikada taviz üstüne taviz vermek zorunda kalmış, dünya kadar toprağın elimizden gitmesine ses çıkartamamış ama bu arada <span style="font-weight: bold">Midhat Paşa</span> gibi şahsî düşmanlarının faaliyetlerine mâni olabilmek için toprak tavizinden maalesef çekinmemiştir.</p>
<p><span style="font-weight: bold">AH O VESVESE&#8230;</span></p>
<p>Ve, o vesvesesi&#8230; Tahttan indirilme ve canından olma korkusundan doğan, paranoyadan da öte vesvesesi&#8230;</p>
<p>Hayranlık krizindeki fanatiklerinin &#8220;<span style="font-style: italic">Devletin yıkılmasını önleyebilmek için başka çaresi yoktu</span>&#8221; diye yorumladıkları vesvesesi yüzünden 33 sene boyunca üç kişi bile sokakta biraraya gelmekten korkar olmuş, binlerce kişi sürgünlere gitmiş, günlük hayat jurnallerle şekillenir hâle gelmiş, darbe korkusu koskoca donanmayı Haliç&#8217;te çürümeye terketmiştir. Tasarruf, belki de para merakı ve Hazine-i Hassa politikası ise, ailesinin 1924 sürgününden sonra sefalete düşmesine sebep olmuştur.</p>
<p><span style="font-weight: bold">Sultan İkinci Abdülhamid, Osmanlı Tarihi&#8217;nin son &#8220;</span><span style="font-style: italic;font-weight: bold">gerçek</span><span style="font-weight: bold">&#8221; hükümdarıdır ve Abdülhamid pazarlamacıları ile ideoloji tacirlerinin elinden âcilen kurtarılması, üzerinde artık bilimsel ve ciddî çalışmalar yapılması gereken çok önemli bir devlet adamıdır</span>.</p>
<p>Murat Bardakçı<br />(<span style="font-style: italic">Habertürk, 10.02.2010)</span>
<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6530574360555903551-9139787362249203376?l=gizlenentarihimiz.blogspot.com' alt='' /></div>
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/ifrat-tefrit-ve-abdulhamid/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;da en büyük acıları türkler çekti</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/osmanlida-en-buyuk-acilari-turkler-cekti</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/osmanlida-en-buyuk-acilari-turkler-cekti#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 14:20:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih - Türk Ve Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türk islam tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/osmanlida-en-buyuk-acilari-turkler-cekti</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı Müslümanlarının göç haritasını çıkaran Amerikalı tarihçi McCarthy, &#8220;O dönemde Müslümanlar, özellikle de Türkler en büyük acılara maruz kalan kesimdi&#8221; dedi. Turkish Coalition of America (TCA), tarihçi Prof. Justin McCarthy ile tarih kitaplarında pek yer verilmeyen Osmanlı topraklarındaki 5 milyon Müslümanın acı göç hikayesini, harita olarak yayımladı. TCA, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun yıkılış döneminde yaşanan ama Batılı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: left"><b>Osmanlı Müslümanlarının göç haritasını çıkaran Amerikalı tarihçi McCarthy, &#8220;O dönemde Müslümanlar, özellikle de Türkler en büyük acılara maruz kalan kesimdi&#8221; dedi.</b></div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: center"><a href="http://1.bp.blogspot.com/_ldt_kByNqFg/TS4Ck3EzisI/AAAAAAAABrE/zq2GZipbe6I/s1600/1.jpg"><img border="0" height="288" src="http://1.bp.blogspot.com/_ldt_kByNqFg/TS4Ck3EzisI/AAAAAAAABrE/zq2GZipbe6I/s400/1.jpg" width="400" /></a></div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left"><a href="http://www.turkishcoalition.org/">Turkish Coalition of America (TCA)</a>, tarihçi Prof. Justin McCarthy ile tarih kitaplarında pek yer verilmeyen Osmanlı topraklarındaki 5 milyon Müslümanın acı göç hikayesini, harita olarak yayımladı.</div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left">TCA, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun yıkılış döneminde yaşanan ama Batılı tarihçiler tarafından genellikle sadece Osmanlı&#8217;daki Hıristiyanlara odaklanılarak tek taraflı anlatılan göç konusunda madalyonun öteki yüzüne de dikkati çeken bir çalışmayı ortaya koydu.</div>
<div style="text-align: left"></div>
<div class="separator" style="clear: both;text-align: center"><a href="http://4.bp.blogspot.com/_ldt_kByNqFg/TS4Cw-5M53I/AAAAAAAABrI/fVPYzBy_JSw/s1600/2.jpg"><img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_ldt_kByNqFg/TS4Cw-5M53I/AAAAAAAABrI/fVPYzBy_JSw/s1600/2.jpg" /></a></div>
<div class="separator" style="clear: both;text-align: center"><span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small">Justin McCarthy&#8217;nin hazırladığı ve Müslümanların göç rotalarını gösteren harita.</span></div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left">Louisville Üniversitesi&#8217;nde tarih profesörü olan ve Osmanlı İmparatorluğu hakkında ayrıntılı demografik çalışmalarda bulunan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Justin_McCarthy_(American_historian)">Prof. McCarthy</a> tarafından hazırlanan &#8220;Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda Zorunlu Göç ve Ölümler-Açıklamalı Harita&#8221;da, Osmanlı topraklarında, 1770-1923 yıllarında göç eden 5 milyon Müslüman tebanın yaşadığı göç gösteriliyor. <b>Böylece, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun dağılma sürecinin Ermeniler gibi sadece Hıristiyan nüfusu etkilemediğine, milyonlarca insanın acı ve zorluklar yaşadığına vurgu yapılıyor.</b></div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left"><b>Ayrıca, Osmanlı topraklarında göçe zorlananların 5 milyonunun Müslüman, 1.9 milyonunun Hıristiyan olduğuna işaret eden harita, böylece savaş ve iç çatışmaların acılarını, düşünüldüğünün aksine, daha çok Müslümanların yaşadığını gözler önüne seriyor.</b></div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: center"><b>ÖLEN MÜSLÜMAN SAYISI HRISTİYANLARIN 4 KATI</b></div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left">Harita, 1864-1922 yıllarında yaşanan savaş ve iç çatışmalar sırasında hayatlarını kaybeden Müslümanların sayısının, Hıristiyanlarınkine oranla 4 katı fazla olduğunu da gösteriyor.</div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left">Harita, aynı zamanda, 1864-1922 yılları arasında, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun parçalanması sürecinde ölen 5 milyon Osmanlı Müslüman&#8217;a yönelik bir kayıt anlamına da geliyor.</div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left">Prof. McCarthy, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Osmanlı topraklarında yaşayan değişik kimliklere mensup tüm grupların acı çektiğini ifade etti. Ancak, Müslümanların, özellikle de Türklerin en büyük acılara maruz kalan kesim olduğuna dikkati çeken McCarthy, &#8220;Haritanın, tüm bu insanların felaketlerle dolu kaderlerini göz önüne sereceğini umuyorum&#8221; dedi.</div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left">TCA Başkanı Lincoln McCurdy de kurum olarak bu yayını desteklemiş olmaktan gurur duyduklarını belirtti. Prof. McCarthy&#8217;ye, &#8220;tarihin sayfalarında neredeyse hiç yer almayan Müslüman Osmanlı halkları hakkında bıkmadan ve yılmadan yaptığı kapsamlı araştırmaları dolayısıyla&#8221; teşekkür eden McCurdy, şunları kaydetti:</div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left"><b>&#8220;Çok az Türk aile vardır ki büyükannesi veya büyükbabası, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Kırım veya Kafkasya&#8217;dan gelmiş olmasın. Ya da Anadolu&#8217;da yaşanan savaslardan dolayı yaşadığı iç göçe dair acı bir hikayesi bulunmasın.</b></div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left"><b>Ancak, modern Türkiye&#8217;nin kurucuları, genç Cumhuriyetin, bir varoluş mücadelesinden çıkmış halkını, geçmiş yerine geleceğe bakmaya yönlendirmiş ve eski düşmanlarıyla barış felsefesini benimsemistir. Ne yazık ki, başka toplumlar, yaşadıkları trajedileri Türklere karşı nesilden nesile aktarılan düşmanlığa dönüştürdü.</b></div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left"><b><span class="Apple-style-span">Bu harita çalışması, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun dağılışı sürecinde Müslüman halkların kayıplarını göz ardı ya da inkar eden, geçmiş çağların ırkçı ve bağnaz yaklaşımlarının izlerini taşıyan zihniyete bilimsel bir cevaptır.&#8221;</span></b></div>
<div style="text-align: left"></div>
<div style="text-align: left"><b>Kaynak:</b> <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25169933/">NTVMSNBC</a></div>
<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6530574360555903551-8652310022778991722?l=gizlenentarihimiz.blogspot.com' alt='' /></div>
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
<h4>Anahtar Kelimeler:</h4>&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/osmanlida-en-buyuk-acilari-turkler-cekti" title="osmanli wikipedia">osmanli wikipedia</a><!-- SEO SearchTerms Tagging 2 plugin took 0.818 ms -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/osmanlida-en-buyuk-acilari-turkler-cekti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Matematik yargi problemleri testi sorulari</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/matematik-yargi-problemleri-testi-sorulari</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/matematik-yargi-problemleri-testi-sorulari#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 11:16:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih - Türk Ve Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[ekol hoca]]></category>
		<category><![CDATA[lise 1]]></category>
		<category><![CDATA[lise 2]]></category>
		<category><![CDATA[lise 3]]></category>
		<category><![CDATA[lise 4]]></category>
		<category><![CDATA[online]]></category>
		<category><![CDATA[soru cozumleri]]></category>
		<category><![CDATA[sorulari]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[videolu]]></category>
		<category><![CDATA[yaprak testi]]></category>
		<category><![CDATA[yargi problemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/matematik-yargi-problemleri-testi-sorulari</guid>
		<description><![CDATA[Ekol hoca matematik dersleri ve testleri nden merhaba sevgili öğrenci arkadaşlar. Şimdi sizlere ilköğretim 6.sınıf 7.sınıf 8.sınıf lise 1 9.sınıf lise 2 10.sınıf lise 3 11.sınıf lise 4 12.sınıf matematik yargı problemleri konusu ile ilgili testleri soru çözümleri aşağıdaki ekolhoca matematik hocalarımızdan nejdet kirpi &#8216;nin vidyosundadır. İyi dersler, sınavlarınızda ekol hoca ailesi olarak başarılar diliyoruz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekol hoca matematik dersleri ve testleri nden merhaba sevgili öğrenci arkadaşlar. Şimdi sizlere ilköğretim 6.sınıf 7.sınıf 8.sınıf lise 1 9.sınıf lise 2 10.sınıf lise 3 11.sınıf lise 4 12.sınıf matematik yargı problemleri konusu ile ilgili testleri soru çözümleri aşağıdaki ekolhoca matematik hocalarımızdan nejdet kirpi &#8216;nin vidyosundadır. İyi dersler, sınavlarınızda ekol hoca ailesi olarak başarılar diliyoruz.
<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2082945993886051539-2329686914744291802?l=ekolhocadersleri.blogspot.com' alt='' /></div>
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
<h4>Anahtar Kelimeler:</h4>&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/matematik-yargi-problemleri-testi-sorulari" title="matematik yargı problemleri">matematik yargı problemleri</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/matematik-yargi-problemleri-testi-sorulari" title="matematik problem testleri">matematik problem testleri</a><!-- SEO SearchTerms Tagging 2 plugin took 0.59 ms -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/matematik-yargi-problemleri-testi-sorulari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadolu&#8217;da Demir Çağı Hakkında bilgi</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/anadoluda-demir-cagi</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/anadoluda-demir-cagi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 07:36:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih - Türk Ve Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Anadoluda]]></category>
		<category><![CDATA[Anadoluda DEMİR ÇAĞI]]></category>
		<category><![CDATA[babilliler]]></category>
		<category><![CDATA[DEMİR ÇAĞI]]></category>
		<category><![CDATA[fenikeliler]]></category>
		<category><![CDATA[hititler]]></category>
		<category><![CDATA[lidyalılar]]></category>
		<category><![CDATA[likyalılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/anadoluda-demir-cagi</guid>
		<description><![CDATA[DEMİR ÇAĞI (M.Ö. 1200 &#8211; 750) M.Ö. 12. yüzyıl başlarında görülen Deniz ve Kuzey kavimlerinin göçleri ile Balkan kavimlerinin göçleri Anadolu’nun tarhinde yeni oluşumlara yol açmıştır. M.Ö. 3000’den beri Mezopotamya etkisinde bulunan Anadolu bu göçlerle yüzünü batıya çevirmiştir. Batıdan gelen ilk etki günümüz Yunanistanında ilk Grek kültürünü oluşturan ve genellikle Mikenler adı ile anılan kavmin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DEMİR ÇAĞI<br />
(M.Ö. 1200 &#8211; 750)</p>
<p>M.Ö. 12. yüzyıl başlarında görülen Deniz ve Kuzey kavimlerinin göçleri ile Balkan kavimlerinin göçleri Anadolu’nun tarhinde yeni oluşumlara yol açmıştır. M.Ö. 3000’den beri Mezopotamya etkisinde bulunan Anadolu bu göçlerle yüzünü batıya çevirmiştir.</p>
<p>Batıdan gelen ilk etki günümüz Yunanistanında ilk Grek kültürünü oluşturan ve genellikle Mikenler adı ile anılan kavmin M.Ö. 2.binin ortalarında Doğu Akdeniz ve Anadolu’da ticaret kolonileri kurmaları ile başlamaktadır. Homeros’ta Achaioi olarak adlandırılan ve Akalar olarak bilinen bu ilk Hellen kavmi M.Ö. 16. yüzyılda Miletos’ta yerleşmiştir. Bu tarihten başlayarak Batı ve bir ölçüde de Orta Anadolu’da bulunan Miken keramik eserleri ile mezarlıkları bu bölgelerin Miken etki alanı içine girdiklerini göstermektedir. Miken eserlerinin bulunduğu bazı yerlere örnek olarak Miletos, Troya, Ephesos, Bodrum (Müskebi), Fraktin, Maşat, Bayraklı, Menemen verilebilir.</p>
<p>M.Ö. 1200-1050 tarihleri arasında Doğu Akdeniz bölgesine yapılan çeşitli göçler “Deniz Kavimleri Göçleri” olarak adlandırılmaktadır. Hitit Büyük Krallığının M.Ö. 1200’lerde zor durumda bulunmaları ve Myken Kırallığı’nın da gücünü yitirmiş olması Kuzey Avrupa’dan Balkanlara kadar değişen çeşitli bölgelerden gelen kavimlerin Anadolu’ya büyük dalgalar halinde saldırmalarına neden olmuştur. Bu saldırılara maruz kalan kentlerden biri de Troya VII a’dır. Güneydoğu Avrupa’dan gelen kavimler tarafından tahrip edilen Troya VII a kenti yerine kurulan Troya VII b kentinde bu kavime ait keramik parçalar bulunmuştur. Bu kavimler daha sonra M.Ö. 1200-1180 arasında Anadolu’nun diğer önemli kenti Hattuşa’yı yıkarak 1170-1160 tarihlerinde Asur sınırlarına kadar uzanmışlardır. Bu kavimlerden bazıları ise uzun bir süre Kuzeybatı Anadolu’da kalarak yerleşmişlerdir (Brig ve Mysi kavimleri gibi). Bu kavimler daha sonra buraya gelen Aiollerin baskısı altında Anadolu içlerine gitmek zorunda kalmışlardır. M.Ö. 1200’lerden başlayarak Anadolu’ya gelen bu Avrupalı kavimler uzun yıllar boyunca göçebe olarak bir yerden ötekine gittiklerinden yoğun bir kalıntı bırakmamışlardır. Bu kavimler içinde yerleşik düzene geçerek ilk devleti kuranlar Frygler olmuştur.</p>
<p>Demir Çağı’nda (M.Ö. 1200-750/700) Anadolu yarımadası çeşitli topluluklara ait büyüklü küçüklü beyliklerin yönetiminde idi. Güney Anadolu’da ve kısmen Suriye’de olmak üzere Geç Hititler, Doğu Anadolu’da Hurrilerin devamı olan Urartular, Orta Anadolu’da Frygler, Batı Anadolu’da Lydialılar, Güneybatı Anadolu’da Lykialılar ve Ege’de İonlar üstün değerde uygarlıklar kurmuşlardır. Bu topluluklar Mısırlılar, Fenikeliler ve Babillilerle birlikte Hellen uygarlığı üzerinde büyük ölçüde etki yaparak, bugünkü dünya kültürünün oluşmasında önemli katkılarda bulunmuşlardır.
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/anadoluda-demir-cagi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Dunya&#8217;nin Halleri</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/dunyanin-halleri</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/dunyanin-halleri#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 06:06:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih - Türk Ve Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/dunyanin-halleri</guid>
		<description><![CDATA[Sadık Yalsızuçanlar *** Zaman 16 Ocak 2006 Gönül Yarası ya da d(D)ünya&#8217;nın Halleri . Birkaç yıl önce, rahmetli Bülent Oran&#8217;a ilişkin bir belgesel film çekiyordum. Filmin içinde bir kısmını kullanmak üzere genişçe bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Bülent Oran, (ehli bilir) senaryo üretiminde tartışmasız şampiyondur. Kaleme aldığı senaryoların sayısını kendisi de bilmezdi. Tuzla&#8217;daki evinde, çekim için ön [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="justify"><a href="http://kitap.antoloji.com/kisi.asp?CAS=36044"><span style="font-family:trebuchet ms"><span><img style="margin: 0px 0px 10px 10px;float: right" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/698/853/320/46822_wallpaper400.jpg" border="0" /><strong>Sadık Yalsızuçanlar ***</strong></span></span></a></div>
<div align="justify"><span><strong>Zaman 16 Ocak 2006</strong></span></div>
<div align="justify"><a class="koyubaslik"><span><strong>Gönül Yarası ya da d(D)ünya&#8217;nın Halleri</strong></span></a></div>
<div align="justify"><span>.</span></div>
<div align="justify"><span>Birkaç yıl önce, rahmetli Bülent Oran&#8217;a ilişkin bir belgesel film çekiyordum. Filmin içinde bir kısmını kullanmak üzere genişçe bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Bülent Oran, (ehli bilir) senaryo üretiminde tartışmasız şampiyondur. Kaleme aldığı senaryoların sayısını kendisi de bilmezdi. </span></div>
<div align="justify"><span>Tuzla&#8217;daki evinde, çekim için ön görüşme yaptığımız esnada, salonda otururken televizyon açıktı ve bir Türk filmi gösteriliyordu. Diyalogları şıkır şıkırdı. &#8216;Ağbi&#8217; dedim, &#8216;senaryosu sizin olmasın!&#8217; Birkaç dakika seyretti, &#8216;Olabilir ama hatırlamadım.&#8217; dedi. Görüşme boyunca, sesi kısık bir halde film gösterimi sürdü ve bittiğinde rol akarken baktık, gerçekten de senarist Oran idi. Keza, filmin iç mekânlarının çekiminde, yine Tuzla ve Gayrettepe&#8217;deki evinde, her odada bir televizyon vardı ve çoğu açıktı. Üç ekrandan ikisinde Oran&#8217;ın yazdığı bir filmi seyrediyorduk. Son gündü. Dış çekimlerden sonra Tuzla&#8217;ya döndük. Araç gerecimizi toplayıp vedalaşacağız. Televizyonu açtı -gerçekten abartmıyorum- yine yazdığı bir film. Allah rahmet eylesin, Bülent ağbi dur durak bilmeksizin, sürekli senaryo yazmıştı ve sadece bizim sinemamızda değil, belki dünya sinemalarında da senarist olarak birinciliği kimseye kaptırmamıştı. </span></div>
<div align="justify"><span>Bu uzun girişi şunun için yaptım: Bizim Yeşilçam film geleneğimiz, yerlisi yabancısı, solcusu sağcısı, hemen herkes tarafından ya küçümsenir veya taşlanır. Haklılık payı da yok değildir bu eleştiri ve küçümseyişlerin. Lakin önyargısız, anlamak üzere yaklaşan kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bülent ağbi, özeleştirisini de sürekli yedeğinde taşırdı ama Yeşilçam geleneğini en doğru ve içeriden kavrayan sinemacı da o idi. </span></div>
<div align="justify"><span>Ona, o uzun söyleşmede, &#8216;filmin sonunda kavuşamayan sevgilileri ve seyircinin tepkisini sordum&#8217; şöyle dedi: &#8216;Sonu çok tatsız biten filmler de müthiş iş yapardı. Uzun süre gösterimde kalırdı ve kapalı gişe oynardı. Benim kanaatim şu yönde: Seyirci, birbirini delicesine seven, tutkulu âşıkların, dünyada çileli bir ömür sürüp kavuşamadan öte dünyaya gittiklerini görür, çektikleri acıların mükafatı olarak da orada ebediyen kavuşacaklarını sezer veya inanırdı. Bu yüzden ne kadar içi acısa da hikaye ne kadar tatsız bitse de, seyirci onu mutlu bir hikaye olarak algılardı.&#8217; </span></div>
<div align="justify"><span style="font-family:trebuchet ms"><br /><span>Buradan hareketle Ayşe Şasa, Bülent Oran&#8217;a ilişkin bir yazısında, &#8216;Yeşilçam melodramlarının, ölümle birlikte hayata son tanımadıklarını, bilinçsiz de olsa bir ezel ebed fikrine yaslandığını&#8217; yazdı. Bu yoruma tümüyle katılırım. </span></span></div>
<div align="justify"><span>Oran&#8217;a, sorduklarım arasında, Yeşilçam sinemasının toplumsal yaşamla ilişkisi de vardı. O mizahî dilini de kullanarak (Oran&#8217;ın ilk yazdıkları mizahî öykülerdir. Üç Bacaklı Kedi adlı nefis kitabı, Akbaba Yayınları&#8217;nca yayımlanmıştır.), Yeşilçam&#8217;ı küçümseyen ve toplumsal sorunlara kayıtsız kaldığı için eleştirenlere yönelik, &#8216;Yahu&#8217; dedi, &#8216;en kötü film en az üç hafta gişe yapardı. İnanılmaz bir ilgi olurdu filmlere. Sokaktaki insan, kendi gerçeğini perdede bulduğu için acayip sahiplenirdi. Ertesi gün işyerinde sigara molasında film konuşulurdu. Bir hafta boyunca filmin etkisi sürerdi, kendi aralarında söyleşirlerdi. Hayattan filmlere bir şeyler yansıdığı gibi, filmlerden de hayata yansıyan birçok şey vardı ki, bunların mesela en ilginci, pavyon kapatma olayıdır. Rahmetli Talat Artamel&#8217;e bir defasında bir aşk filmi yazmıştım. Senaryoyu götürdüm. Aldı okurken birden hiddetlendi, &#8216;Yav Bülent&#8217; diye çıkıştı, &#8216;sen beni öldürecek misin?&#8217; &#8216;Hayırdır n&#8217;oldu?&#8217; dedim. &#8216;Buraya bir pavyon sahnesi koymuşsun. şimdi oturup yazmak kolay. Sen biliyor musun, bir pavyon sahnesi kaça mal oluyor bize? Garsonları, konsomatrisleri, müşterileri, çalgıcıları, geleni gideni&#8230;&#8217; &#8216;Kolay&#8217; dedim, &#8216;ver şunu.&#8217; Senaryoyu alıp yan odaya geçtim. Birkaç dakika sonra döndüm verdim. Sahneyi şöyle değiştirmiştim: Cüneyt Arkın kızla birlikte pavyona gelir. İçeride kimse yoktur. Sadece sahnede bir kemancı ve yanda bir garson. Sadece bir masa.&#8217; Kız şaşırır. &#8216;Kapalı galiba burası?&#8217; filan gibi bi laf eder. Arkın, &#8216;Hayır&#8217; der, &#8216;seni başka gözlerden kıskandığım için pavyonu kapattım.&#8217; şimdi bu Anadolu&#8217;da filmin gösteriminden sonra salgın gibi yayılmaya başladı. Yeşilçam sineması, yoksulların, çaresizlerin, küçük şeylerle yetinmeyi bilen, hayata sevecen bakabilen ve şükredebilen insanların hikâyelerini anlattı. Biz, çoğunluğun gerçeğini aktarıyorduk. Ayrıca, Yeşilçam, sıcak, samimi ve ahlakçı bir sinemadır. Aile, diğerkamlık, merhamet, adalet ve aşkın yüceltildiği bir dünya bu. Bir avuç elit burun bükmüş, beğenmemiş, ne çıkar. Zaten sinema, demokrat bir sanattır. Film izlenecek, iş yapacak, para dönecek ki talep olsun ve yeni filmler yapılsın. Sonradan gerçekçi, toplumsal gerçekçi diye bir sürü film yapıldı. Birkaç salonda üç beş kişi izledi sadece. Bence onlar Türkiye&#8217;nin gerçeklerini yansıtmıyordu, Türk insanıyla ilgisi yoktu.&#8217; </span></div>
<div align="justify"><span>Bülent ağbi pek çok yorum yaptı bu geleneğe ilişkin. Ama bu yazının konusu değil. Bu yazının konuşu, şimdiye kadar seyrettiğim en güzel Türk filmi olan Gönül Yarası. </span></div>
<div align="justify"><span>Türk sinemasının tartışmasız en büyük yönetmeni olan Yavuz Turgul&#8217;un hikâyeleri, hem bu geleneğe, Yeşilçam diline yakındır, oradan beslenir hem de ondaki zaaflardan uzaktır ve yerel bir öykü, onun kamerasıyla kozmik bir hikâyeye dönüşüverir. Bunun son görkemli örneği Gönül Yarası oldu. Gönül Yarası, bir Türkiye yarası olarak okunabilir. Bir dünya ve insanlık durumu olarak seyredilebilir. Filmi sığ bir bakış açısıyla izleyenler, bunun sıradan bir aşk ve hüzün öyküsü, bir tür melodram olduğunu düşünebilirler. Hoş melodram da olsa, görüntüleme, çerçeveleme, ışık, ses, diyaloglar, oyunculuk, yönetim, dekor, çevre tasarımı, kostüm kullanımı-yerleştirimi, müzik vs vs. bakımından olağanüstü güzel, gerçekçi, titiz ve saygılı&#8230; Bundan söz etmeyeceğim ben. Filmdeki hikâyenin içine nüfuz etmeye çalışacağım. </span></div>
<div align="justify"><span><span>Dünya (Meltem Cumbul) adında bir kadın var. Bu, kendisini tutkuyla seven ama çok hırpalayan, bu yüzden evliliğini sürdüremeyen ve ayrılan Halil (Timuçin Esen) adında biriyle evliymiş. Güneydoğu&#8217;dan, Midyat&#8217;tan biri. Halil, vakt-i zamanında Antep&#8217;te birinci sınıf bir kaportacı. Dünya ise pavyonda şarkıcı. Sesi ince, ipeksi, kadife gibi. Çok içli türküler söylüyor. Halil âşık oluyor kıza. Ailesi karşı çıkıyor ama evleniyor. Evlatlıktan reddediliyor. (Bu &#8216;reddetme/reddedilme&#8217; olayı Yeşilçam&#8217;dan mı topluma sirayet etmiştir yoksa toplumsal bir gerçek olarak Yeşilçam&#8217;a mı yansımıştır, bilmiyorum) Neyse uzatmayayım&#8230;Ayrıldıktan sonra Dünya, İstanbul&#8217;a geliyor. Ha bir de altı yedi yaşlarında bir kızı var, onu da yanına alıyor. Kız, Halil&#8217;le Dünya&#8217;nın şiddetli bir kavgasına tanık olduğunda şok geçiriyor ve dili tutuluyor, konuşamıyor. Filmin bir başka kişisi, Nazım. (Şener Şen) Babası Rıfat öğretmen gibi o da eğitim neferi. Emekli oluyor. İstanbul&#8217;a dönüyor. Babası idealist, CHP&#8217;li, solcu, namuslu bir yarı-aydın. Aydınlanmacı. Oğluna Nazım adını veriyor. Hem şairden kinaye, hem de (belki daha önemlisi), &#8216;dünyaya nizamat verme&#8217; tutumunu yansıtıyor. Nazım&#8217;ın bir oğlu bir kızı var. Oğlu Memet, kızı Piraye. Oğlan beyaz eşya alıp satıyor. Kız bankacı. (Sadece bankacı değil, çocukken, &#8216;dünyanın bir ucundaki köyde, hastalandığında, babasının kendisini eğitime, öğrencilerine adama tutkusu yüzünden tüpleri tıkanmış ve çocuk sahibi olma şansını yitirmiş. İlk evliliğinin boşanmayla sona erişi de bu yüzden. Ne hazindir ki, Nazım, kızının bu yüzden boşandığını dahi bilmemektedir.) Nazım&#8217;ı, idealistliği yüzünden eşi terk etmiş, başkasıyla evlenmiş. Çocuklarıyla dahi ilgilenemeyecek kadar kendisini vatanına, milletine, toplumsal ve ahlaki ideallerine adamış. O kuşağın trajedisini güzel yansıtıyor. Nazım Samatya&#8217;ya, baba evine döner. Oğlu ve kızıyla arasındaki boşluğu fark eder. Emekli ikramiyesi gelene değin, çocukluk arkadaşı Takoz&#8217;un taksisini geceleri çalıştırmaya başlar. Bu sıra Dünya ile tanışır. (Nazım&#8217;ın dünya ile sahici ilişkisi başlamıştır.) Ona da yardım eder, İstanbul&#8217;a gelen Halil&#8217;den onu korumaya çalışır. Evine alır, vs vs. Halil&#8217;in tutkusunu görünce, Dünya&#8217;yı tekrar ona dönmeye ikna eder, ama aralarında telaffuz etmedikleri bir aşk başlamıştır. (Hangi fani, dünyanın çekici çağrısı karşısında cevapsız kalabilir!) Dünya, Halil&#8217;le Antep&#8217;e döner. Birkaç ay sonra bir akşam Nazım&#8217;ı arar ve &#8216;Ağbi n&#8217;olur gel, beni bu adamdan kurtar&#8217; diye ağlar. Nazım hemen gider. Otogar çay bahçesinde buluşurlar. Halil de eşinin kaçmaya çalıştığını öğrenip aynı mekâna gelir. Dünya kararlıdır. &#8216;Madem gideceksin, bari bir türkü söyle de öyle git&#8217; diye yalvarır Halil. Kadın, dertli bir Arguvan türküsünü (Etek Sarı Sen Etekten Sarısan) söylerken Nazım&#8217;la aralarındaki gizli aşkın ışıkları ve gölgeleri oynaşmaya başlar. Halil bunu fark eder ve ansızın silahını çekip Dünya&#8217;nın beynine sıkar. Ardından kendi beynine de sıkar. Son sözü, &#8216;Affet, sana verdiğim sözde duramadım. Melek sana emanettir.&#8217; olur. Nazım kızı alıp İstanbul&#8217;a gelir. Ve bir gün kızın dili açılır. vs vs. Ana hikaye bu. İmdi;</span> </span></div>
<div align="justify"><span>Dünya (Meltem Cumbul), dünyanın imajıdır. El-Cevziyye&#8217;nin senetleriyle birlikte naklettiği bir hadiste, &#8216;şeylerin dünyaya en çok benzeyeni kadındır&#8217; buyrulmuştur. Turgul&#8217;un Dünya adını özellikle seçtiğini sanıyorum. Dünyanın özellikleri şöyledir yaklaşık olarak: Çok çok güzeldir, çekicidir, her dem taze görünmektedir, davetkardır. Biraz saftır, hayli zekidir. Değişkendir, halden hale girer. Şen kahkahalar atarken birden hüzünlenir, ağlamaya başlar. Kararsızdır. (Birkaç sahnede, kızının yaşı ve geçmişte olup bitenlerle ilgili konuşurken, rakamları karıştırır durur: &#8216;O zaman altı yaşındaydı, yok bey, dört de olabilir, yok yok altı&#8230;&#8217; vs. gibi.) Halil&#8217;e yar olmamıştır. Nazım&#8217;a da yar olmaz. Çalıştığı pavyonun sahibine de yar olmaz. Dünya kimseye yar olmaz filmde. Bu simgeselliği doğrulayan onlarca sahne var. Örneğin birinde, evin balkonunu dolunay yıkarken kızının saçlarını tarar ve yaklaşık olarak şöyle der: &#8216;Benim kızım büyüyecek, prenses olacak. Güzelliğiyle bütün erkeklerin gönlünü kendine düşürecek. Herkesin gözlerini kamaştıracak. Ama kimseye yar olmayacak, evet demeyecek. Herkes ona sahip olmaya kalkışacak, ama o kimseyi seçmeyecek.&#8217; Bu, bir hadis mealidir. (Burada dünya&#8217;yı, ed-dünya olarak okumak gerekir. Arapçada ed-dünya, bizim yaşadığımız arz, aşağı âlem için kullanılır, el-alem kelimesi ise, &#8216;yüce dünya&#8217; anlamındadır.) </span></div>
<div align="justify"><span>Doğum gününde türkü bara gitmek için hazırlandığında Nazım&#8217;a nasıl göründüğünü sorar. Nazım d(D)ünya&#8217;nın güzelliği ve çekiciliği karşısında tutulma hali yaşar. Dünyaya ideallerinin gözlüğünden bakan Nazım için bu sahne de, gerçek dünyayla karşılaşmanın istiaresi olarak okunabilir. </span></div>
<div align="justify"><span>Fellini filmlerini anımsatan kavga gürültü sahneleri de d(D)ünya&#8217;nın imajıyla bağdaşır niteliktedir. Dünya kuru kavga ve gürültülerin yapıldığı bir yerdir. Küçük çıkar ve amaçlar için insanlar birbiriyle didişip dururlar. Kavgaların ekseninde hep d(D)ünya vardır. </span></div>
<div align="justify"><span>Melek (d(D)ünya&#8217;nın kızı), çocukluğun dolayısıyla hem bizatihi saflığın ve temizliğin simgesidir, hem de d(D)ünya(nın kızı yani geleceği olarak, yönetmenin geleceğe ilişkin umut ve iyimserliğinin imgesidir. Dilinin tutulmuş olması d(D)ünya&#8217;nın saf ve arınmış insanlarının dillerinin henüz yeterince gürbüz olmayışı biçiminde bile okunabilir. </span></div>
<div align="justify"><span>Halil (Timuçin Esen), hem özel isimdir hem de &#8216;dost, eniş, dost edinmeye çalışan, dost olmak isteyen&#8217; anlamlarıyla filmdeki ana hikâyenin önemli bir figürüdür. Halil, dünyaya çılgınca âşıktır, tutkundur. Nazım&#8217;la bir gece Samatya&#8217;daki meydanda, bankta söyleşirken ağlayarak şöyle der: &#8216;Ağbi benim bu d(D)ünya&#8217;ya olan aşkım, uyuşturucudan beter. Ben kendimde değilim. Beni bu hale d(D)ünya&#8217;nın aşkı getirdi. Ben bu kadının (d(D)ünyanın) sesine vuruldum. Çok içli, çok büyülü bir sesi vardı, ona âşık oldum, kandım. Ben ne yaptığımı bilmiyorum, bana yardım et ağbi, bir babalık yap, ben d(D)ünya&#8217;sız yaşayamam.&#8217; </span></div>
<div align="justify"><span>Halil, d(D)ünya&#8217;ya tekyanlı ve çılgınca âşık olanların hüsranının imgesidir. Bu trajik kişilikte, biz, d(D)ünya ile olan bu tutkulu ve hastalıklı aşk ilişkimizin resmini buluruz. Dünya, herkesin gözünü kamaştırır; ama kimseye yar olmaz. Kendisine, kendisini kaybedecek ölçüde bağlanan ve sevenlere karşı mekkardır. Zalim ve aldatıcıdır. Bu, d(D)ünya&#8217;nın doğasında vardır. </span></div>
<div align="justify"><span>Nazım, hem &#8216;dünyaya nizamat verme&#8217; sevdamızı ve &#8216;kaderimizi belirleme&#8217; sanımızı simgeler; hem de Cumhuriyet&#8217;in modernleşme projesinin başarısızlığını ifade eder. Dünyaya nizamat vermeye kalkışırken akılcı, aydınlanmacı ve kendi hayatına, enfüsi dairesine, ailesine, çoluk çocuğuna karşı körleşen kuşağın trajedisinin temsilidir. Niyetleri, toplumsal ve ahlaki idealleri bakımından samimi olabilir; ama sonuçta alabildiğine ters giden bir şeyler ölmüştür. Nazım bunu fark ettiğinde artık çok geç kalmıştır. </span></div>
<div align="justify"><span>Nazım, sadece aydınlanmacı, idealist Cumhuriyet kuşağının bakiyesini temsil etmez, her ideolojik kesim için bir imaj olarak okunabilir. İslamcı, Ülkücü, Süleymancı, Işıkçı, Mücadeleci, ehl-i tarîk olup, toplumsal ve ahlakî ideallerinin &#8216;gözlük&#8217; ve &#8216;pencere&#8217;sinden yaşama bakan, kendisiyle, ailesiyle, dünyayla, yaşadığı toplumla, tarihle dolaysız, sahici ilişki kurmakta güçlük çeken ve sonunda &#8216;hayallerinin kurbanı&#8217; olarak trajik bir sona duçar olanların resmidir Nazım. Son derece ahlaklı, temiz, saf, dürüst, merhametli fakat trajik. </span></div>
<div align="justify"><span>Oğlu Memet, sadece &#8216;alım-satım&#8217; ve &#8216;müteahhitlik işlerinden anlayan&#8217; oportünist biri olup çıkmıştır. Bu sonraki kuşakların hüzünlü durumudur. </span></div>
<div align="justify"><span>Piraye, öykünün en çok acıya düçar olmuş kişisidir, bir kurbandır. </span></div>
<div align="justify"><span>Çocuk sahibi olamayışı, Nazım&#8217;ın yani Cumhuriyet&#8217;in idealist kuşak(lar)ının, (kızı üzerinden) neslinin kesilmekte olduğunun da imgesi olarak okunmalıdır. </span></div>
<div align="justify"><span>Nazım&#8217;ın çocukluk arkadaşı Takoz, yitmiş bir kabadayı kuşağını temsil eder. Saflığı, dobralığı, ahlakiliği, cömertliği ve adalet duygusuyla, &#8216;okumamış&#8217; ve belki de bu yüzden geleneksel insanı ve ahlaki değerlerini koruyabilmiş bir kesimi ima eder. </span></div>
<div align="justify"><span>Filmin ilk yarısından anlıyoruz ki, Nazım, onca tecrübesine, sürgünlere, fişlenmelere, yakılan köylerde tanık olduklarına, salgın hastalıkların öğrencilerini elinden almasına, ihanetlere, sevdalara rağmen, dünya ile (gerçek dünyayla) henüz temas kurmamış biridir. Halil ise, okumamış olmasına rağmen, dünyanın farklı yüzlerini tanıyan ve onunla gerilimli ve şiddetli bir ilişki kurabilmiş bir bakıma dünyayı Nazım&#8217;dan daha çok tanıyan biridir. </span></div>
<div align="justify"><span>Filmin sekansları arasında bir &#8216;geçiş&#8217; işlevi de gören &#8216;tren&#8217; de dünyanın imajıdır. Dünyanın geçici, uçucu yönünün imgesidir. Ne diyordu şair: &#8216;Bir gün kuş olup gidersin bu trenle.&#8217; </span></div>
<div align="justify"><span style="font-family:trebuchet ms"><br /><span>Eczacı Berrin&#8217;in de Nazım&#8217;la ilgili olarak bir &#8216;gönül yarası&#8217; vardır. Esasen herkesin gönlünde bir yara, bir kırıklık bırakır dünya. Dünya&#8217;nın yarasını pansuman ettiği sahnede, Nazım&#8217;a, filmin alt iletilerinden birini söyler: &#8216;İstanbul&#8217;da hem yabancı hem yaralı o kadar çok insan var ki&#8230;&#8217; Bu cümledeki &#8216;yabancı&#8217; ve &#8216;yaralı&#8217; kelimelerini italik veya büyük harfle okumak gerekir. Vs vs. </span></span></div>
<div align="justify"><span>Filmin her karesi, kişisi ve diyaloğu bir &#8216;dünya oyunu&#8217;nun tamamlayıcı ve destekleyicisi olarak çıkar karşımıza. </span></div>
<div align="justify"><span>&#8216;İnisiyasyona Toplu Bakışlar&#8217; kitabındaki bir yazısında Rene Guenon, Shakespeare&#8217;e de atıfta bulunarak, dramatik hikâyelerin, tiyatro ve sinemanın, doğrudan dünyanın imajı olduğunu belirtir. Dünya, bir oyun sahnesidir. (Dünya hayatı bir oyun bir oyalanmadır.) İnsanlar ve mevcudat, oyunun kişileridir. Arz sahnedir. İlahî Oynatıcı (Allah) yönetmendir. Senaryo, kader yazımızdır. Levh-i Mahfuz&#8217;da saklıdır her şey. Allah ölmüş, olmakta ve olacak her şeyi ezeli ilminde bilmektedir. Oyuncular olarak yerküreye gelir, rolümüzü icra eder ve gideriz. Oyunun müziği, musika-yi ilahiyyedir ve dünyadayken çıkardığımız seslerdir vs. </span></div>
<div align="justify"><span>Doğum günü türkü bara giden Dünya ve Nazım, Aynur&#8217;dan, o enfes Kürtçe türküyü dinlerler. Dünya ağlar. Nazım, &#8216;Kürtçe biliyor musun?&#8217; diye sorar. Dünya, &#8216;Hayır&#8217; der. Nazım, &#8216;Peki niye ağlıyorsun?&#8217; diye sorunca, Dünya şöyle cevap verir: &#8216;Bu türküye ağlamak için Kürtçe bilmek mi lazım?&#8217; Anadilde şarkı, türkü, eğitim vs sorunlarına ilişkin bu kadar incelikli konuşulabilir. </span></div>
<p><span style="font-family:trebuchet ms">
<div align="justify"><span>Bir başka sahnede, Mustafa Kutlu&#8217;nun bir öyküsüne ve Behçet Necatigil&#8217;in bir şiirine ad ve konu olan (Luna) Park&#8217;ta (ki bu bizatihi dünyanın imgesidir, bir kapısından girer, oynar, oyalanır, eğlenir, çeşitli yerlerinde kendini kandırır, başka bir kapısından çıkar gideriz) Dünya ile Nazım arasında geçen konuşmada, Nazım, pavyonda çalışmayı bırakması gerektiğini, Melek için bunun hiç uygun olmadığını söyleyince, genç kadın, &#8216;Melek de kendisine verileni alacak, almak zorunda, bundan kaçılmaz.&#8217; şeklinde konuşur. Nazım, &#8216;Hayır&#8217; diye bağırır, &#8216;aklımız ve irademiz var. Her şey bizim elimizde. Hiçbir şeye mecbur değiliz.&#8217; (Bu, dünyaya nizamat verme idealleriyle donatılmış olan kuşağın tarihsel bir yanılgısıdır.) Dünya, &#8216;Bana maval okuma öğretmen&#8230;&#8217; diye başlar ve hiçbir şeyin gerçekte elimizde olmadığına ilişkin dokunaklı bir konuşma yapar. Burada yine sık eleştirilen Yeşilçam&#8217;ın kader inancına da atıfta bulunulabilir. Bir kuvvetli hadiste, insanın iradesinin tümüyle mecazî olduğu, İlahî takdirin dışında hiçbir şeyin gerçekleşemeyeceği belirtilir ki, bence bu inanç sanıldığının aksine daha batinî ve sahihtir. Bir bakıma &#8216;tevekkül&#8217;ün ifadesidir, parkta Dünya&#8217;nın Nazım&#8217;a söylediği şu söz: &#8220;Kısmetimize ne düşüyorsa o oluyor.&#8221; </span></div>
<div align="justify"><span>Keza Dünya ile Nazım&#8217;ın Balat sahilinde dürüm yedikleri sahnedeki şu sözü de filmin alt sorularından biridir. (Burada Dünya, Nazım&#8217;a asıl mesleğini sorar. Nazım, emekli öğretmen olduğunu söyler. Çoluk çocuğu olup olmadığını sorar. Nazım, torunu olduğunu söyleyince de, &#8216;Madem torun torbaya karıştın, niçin çocukların sana bakmıyor, bu yaşta çalıştırıyor, elin itiyle uğursuzuyla uğraşıyorsun?&#8217; der. Bu, ebeveynin çocuk üzerindeki İlahî hakları cümlesindendir. Bu duyarlık artık, büyük kentlerde yaşayan çözük aile bireylerinde yitip gitmiştir. Oysa insanın anne babasına &#8216;uf&#8217; dahi dememesine ilişkin ilahı bir uyarı vardır. Dünya&#8217;daki bu duyarlık, geleneğin diplerinden gelen bir ahlaki etkidendir. Geleneğin kırıntısı dahi, içinde büyük erdemler taşır. </span></div>
<div align="justify"><span>Dünya&#8217;nın kızıyla söyleşirken ettiği şu söz de, hem tecrübe dolu hem hikmetlidir: &#8216;Erkekte asıl yiğitlik, şefkattir, merhamettir. Seni seviyorum, sana tapıyorum gibi laflar geçicidir, boştur, asıl olan merhamettir, şefkattir.&#8217; Bu insanı ve kozmik duygunun, insanlar arasındaki ilişkilerde daha samimi ve sahici bir zemin oluşturduğunu deneyimleriyle bilmektedir Dünya. </span></div>
<div align="justify"><span style="font-family:trebuchet ms"><br /><span>Filmde bunun gibi onlarca alt öykü ve ileti de bulunmaktadır. </span></span></div>
<div align="justify"><span>Ezcümle, Gönül Yarası, bir Türkiye ve d(D)ünya yarası olarak okunabilir. Bir film üzerinden Türkiye&#8217;nin ve d(D)ünya&#8217;nın halleri bu kadar güzel anlatılabilir. Ve bu ciğerdelen, düşündüren, görkemli filminden ötürü Yavuz Turgul nice teşekkür ve övgüyü hak etmektedir.<br /><span>.</span><br /></span></div>
<div align="justify"><span>.</span></div>
<p></span>
<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10818923-114142002692456992?l=dusuncekahvesi.blogspot.com' alt='' /></div>
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
<h4>Anahtar Kelimeler:</h4>&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/dunyanin-halleri" title="arapçada dünya arz">arapçada dünya arz</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/dunyanin-halleri" title="ilişki bitsede arkasından konuşulmaz">ilişki bitsede arkasından konuşulmaz</a><!-- SEO SearchTerms Tagging 2 plugin took 1.042 ms -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/dunyanin-halleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İKV&#8217;den 2008 İlerleme Raporu Hakkında Görüş</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/ikvden-2008-ilerleme-raporu-hakkinda-gorus</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/ikvden-2008-ilerleme-raporu-hakkinda-gorus#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 06:02:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih - Türk Ve Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye-ab ilişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/ikvden-2008-ilerleme-raporu-hakkinda-gorus</guid>
		<description><![CDATA[EurActiv.com05.11.2008 İktisadi Kalkınma Vakfı, Avrupa Komisyonu&#8217;nun bugün açıkladığı 2008 Türkiye İlerleme Raporu hakkındaki görüşlerini bildiriyor: AB’nin Türkiye’ye yönelik genişleme politikasında strateji ve vizyon eksikliği ve belirsizlik ve durağanlığı bizatihi bir politika olarak benimseme ve kabul ettirme gayreti gözlemlenmektedir. Gönül ister ki, aday ülkelerle müzakerelerin yönlendirilmesinde hayati rol oynayan Komisyon bu gibi konuların çözüme ulaştırılmasında daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span><a href="http://www.euractiv.com.tr/ab-ve-turkiye/article/ikvden-2008-ilerleme-raporu-hakkinda-gorus">EurActiv.com</a><span style="font-family:courier new"><br />05.11.2008</span></span></p>
<p><span>İktisadi Kalkınma Vakfı, Avrupa Komisyonu&#8217;nun bugün açıkladığı 2008 Türkiye İlerleme Raporu hakkındaki görüşlerini bildiriyor:</span></p>
<p>AB’nin Türkiye’ye yönelik genişleme politikasında strateji ve vizyon eksikliği ve belirsizlik ve durağanlığı bizatihi bir politika olarak benimseme ve kabul ettirme gayreti gözlemlenmektedir. Gönül ister ki, aday ülkelerle müzakerelerin yönlendirilmesinde hayati rol oynayan Komisyon bu gibi konuların çözüme ulaştırılmasında daha yapıcı ve etkin bir tavır sergilesin. Benzer şekilde Türkiye’de hükümet AB sürecini canlandırmak konusunda elinden geleni yaparak,  müzakerelerin makul bir sürede üyelikle sonuçlanması konusunda AB’yi ikna edici bir strateji izlemelidir.</p>
<p>5 Kasım 2008 tarihinde açıklanan Avrupa Komisyonu’nun Türkiye hakkındaki ilerleme raporu Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine uyum durumunu ortaya koymakta ve geçtiğimiz yıl boyunca gerçekleşen reform ve mevzuat uyumu sürecini ele almaktadır. Komisyon’un Türkiye hakkında yayınladığı 11. rapor olan söz konusu belge genel olarak dengeli bir yaklaşım ile kaleme alınmıştır. Türkiye’nin bölgesel istikrar sağlamaya yönelik uzlaşmacı yaklaşımı ve Cumhurbaşkanının çabalarından takdirle söz edilmektedir. Komisyon’un “demokrasi ve insan haklarını güçlendirmek, ülkeyi modernleştirmek ve geliştirmek ve AB’ye yakınlaştırmak için reformlara yeni bir hız verilmesi gerektiği” saptamasına iştirak edilmek ile birlikte, AB’nin Türkiye’nin hedefinin AB’ye yakınlaşmanın ötesinde AB’ye üye olarak entegre olmak  olduğu anımsanmalıdır. Komisyon Türkiye’nin ilerleme kaydetmediği ya da sınırlı ilerleme kaydettiği alanları da belirterek Türkiye’yi siyasi reform sürecinin yavaşlaması, sivil anayasada yol alınamaması, kamu yönetimi reformunda eksiklikler, ordunun siyasi etkisinin devam etmesi, yolsuzlukla mücadelede sınırlı ilerleme, Ombudsman kurumunun oluşturulamaması, işkence ve kötü muamele vakalarında artış, sendikal haklar, kadın hakları ve cinsiyet eşitliği, azınlık hakları ve kültürel haklar, işgücü piyasası ve insan kaynakları alanlarındaki sorunlar gibi konularda eleştirmektedir.</p>
<p>Diğer aday ülkeler ve özellikle müzakerelere Türkiye ile aynı zamanda başlayan Hırvatistan ile karşılaştırıldığında Komisyon’un Türkiye’ye kıyasla daha olumlu bir yaklaşım sergilediği aşikardır. Genişleme stratejisinde Komisyon “gerekli koşulları karşılamaları şartı ile Batı Balkanların AB üyeliğine ilerlemesi hızlandırılabilir” ifadesini kullanırken, “gerekli hazırlık adımlarını atarsa Hırvatistan’ın 2009’un sonuna kadar katılım müzakerelerinin son aşamasına ulaşmasının beklendiği” eklenmektedir. Ayrıca Hırvatistan için katılım müzakerelerinin son aşamasına ulaşması için yol haritası yayınlanmıştır. Öte yandan Türkiye ile katılım müzakerelerinin “ülkenin ilgili koşulları yerine getirmesi ve reform hızını yansıttığını” ifade ederek, müzakereleri etkileyen diğer faktörlere değinmemektedir. Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye’nin çözüm ve BM çabalarına verdiği desteği devam ettirmesinin hayati önemde olduğu belirtilirken ve Ortaklık Anlaşması Ek Protokol’ünün ayırımcılık olmaksızın tümüyle uygulanmasının beklendiği vurgulanırken sorunun bu hale gelmesinden kısmen sorumlu olan AB’nin üzerine düşenler konusunda sessiz kalınmaktadır.</p>
<p>Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut durumu göz önünde bulundurulduğunda ilerleme raporundan çok ‘ilerlememe’ raporu olarak da adlandırılabilecek olan belge Türkiye’ye ilişkin gözlemlerde bulunmak ile yetinmektedir. Türkiye’de reform sürecinin hız kaybetmesi Türkiye’nin Komisyon’un eleştirilerine hedef olmasına yol açmıştır. Öte yandan, AB’nin temel organlarından biri olan Komisyon derin dondurucuya giren Türkiye-AB katılım sürecini canlandırmak için yapıcı önerilerde bulunmaktan çekinmemelidir. Bu haliyle Komisyon’un hazırladığı rapor müzakerelerdeki gerçek sorunların önemli bir bölümünü içermemekte ve bu konularda tavır almaktan kaçınmaktadır. Türkiye’deki özellikle Güneydoğudaki terör sorununun yarattığı ortama değinmekle birlikte değerlendirmelerinde yeterince dikkate almaması, gümrük birliğinin işleyişinden doğan örneğin AB’nin üçüncü ülkelerle akdettiği serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’ye etkisini irdelememesi, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımı önündeki engeller gibi sorunlara yönelik bir perspektif sunmaması bunun örnekleri olarak gösterilebilir. Öte yandan,  Fransa’nın engellemesi sebebiyle açılmayan ekonomik ve parasal birlik ya da eğitim ve kültür gibi başlıklar ile ilgili sorunlar da katılım müzakereleri sürecini olumsuz etkilemektedir. Tüm bu unsurlar dikkate alınmadan Türkiye’nin ilerlemesi de bütünüyle incelenmez. Aynı şekilde Türkiye’nin demokratikleşmesinde üzerinde durulması gereken parti içi demokrasi konusu raporda yer almamakta ve bu da Komisyon’un Türkiye’nin demokratikleşmesi konusuna yüzeysel ve yanlı bir şekilde yaklaştığı şüphesini uyandırmaktadır.</p>
<p>AB’nin Türkiye’ye yönelik genişleme politikasında strateji ve vizyon eksikliği ve belirsizlik ve durağanlığı bizatihi bir politika olarak benimseme ve kabul ettirme gayreti gözlemlenmektedir. Gönül ister ki, aday ülkelerle müzakerelerin yönlendirilmesinde hayati rol oynayan Komisyon bu gibi konuların çözüme ulaştırılmasında daha yapıcı ve etkin bir tavır sergilesin.</p>
<p>Benzer şekilde Türkiye’de hükümet AB sürecini canlandırmak konusunda elinden geleni yaparak,  müzakerelerin makul bir sürede üyelikle sonuçlanması konusunda AB’yi ikna edici bir strateji izlemelidir.  Bu şekilde olumlu adımların her iki tarafça atılması ve AB üye devletleri tarafından desteklenmesi gerek AB gerekse Türkiye’nin ortak meselelerini çözüme ulaştırma ve geleceğe birlikte yol alma kararlılığını ortaya koyacaktır. Bu doğrultuda müzakerelerin 2014-2015 yıllarında sonuçlandırılması için gerekli adımların atılması Türkiye’de AB sürecinin etkin bir şekilde devam etmesi, toplumun tüm kesimlerinin geleceğe yönelik beklenti ve planlarının sağlam bir temele oturtulabilmesi ve AB’nin Türkiye’nin üyeliğine olan bağlılığını ortaya koyması açısından kuvvetle önerilmektedir.</p>
<p><span>Türkiye için hazırlanan İlerleme Raporu tam metni için </span><a href="http://www.euractiv.com.tr/fileadmin/Documents/turkey_progress_report_en_1_.pdf" title="Initiates file download" target="page" class="download">tıklayınız</a><span>. </span></div>
<p><span>.</span>
<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/10818923-8184676534800375773?l=dusuncekahvesi.blogspot.com' alt='' /></div>
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/ikvden-2008-ilerleme-raporu-hakkinda-gorus/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlber Ortaylı&#8217;yla Tarih Dersleri # Halil İnalcık &#8211; 2</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/ilber-ortayliyla-tarih-dersleri-halil-inalcik-2</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/ilber-ortayliyla-tarih-dersleri-halil-inalcik-2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 05:53:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih - Türk Ve Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/ilber-ortayliyla-tarih-dersleri-halil-inalcik-2</guid>
		<description><![CDATA[var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"}; GGAff.errorMessage = ''; p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;} p#aff a:hover{text-decoration: underline;} T&#252;m m&#252;zik ve ses sistemi f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center"></div>
<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6530574360555903551-8179991632816545927?l=gizlenentarihimiz.blogspot.com' alt='' /></div>
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/ilber-ortayliyla-tarih-dersleri-halil-inalcik-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ordumuz tarih boyunca hep taklit edildi</title>
		<link>http://www.isimsizsevda.net/ordumuz-tarih-boyunca-hep-taklit-edildi</link>
		<comments>http://www.isimsizsevda.net/ordumuz-tarih-boyunca-hep-taklit-edildi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 03:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih - Türk Ve Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türk tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isimsizsevda.net/ordumuz-tarih-boyunca-hep-taklit-edildi</guid>
		<description><![CDATA[Türkler, Büyük Hun İmparatorluğu zamanında Mete Han (Mao-tun) döneminde askeri teşkilatta onlu sistemi kurdular. Bu dönemde Türkler kullandıkları kompozit yayları ve atları sayesinde Asya&#8217;nın önemli bir kısmına hakim oldular. Çinliler, Türkler&#8217;le baş etmek için elbiselerine varana kadar Türk ordusunu taklit ettiler. Ancak bu da yeterli olmadı. Kendi atları Türk atları gibi savaş atı değildi. Çinliler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_Wdi6vLT3Esg/TIjktGe6TbI/AAAAAAAASWk/0d-TBHeTmdc/s1600/b-13956-osmanl%C4%B1_ordusu.jpg"><img style="margin:0px auto 10px;text-align:center;cursor:pointer;cursor:hand;width: 400px;height: 246px" src="http://1.bp.blogspot.com/_Wdi6vLT3Esg/TIjktGe6TbI/AAAAAAAASWk/0d-TBHeTmdc/s400/b-13956-osmanl%C4%B1_ordusu.jpg" border="0" alt="" /></a>Türkler, <b>Büyük Hun İmparatorluğu</b> zamanında <b>Mete Han</b> (<i>Mao-tun</i>) döneminde askeri teşkilatta onlu sistemi kurdular. Bu dönemde Türkler kullandıkları kompozit yayları ve atları sayesinde Asya&#8217;nın önemli bir kısmına hakim oldular. <b>Çinliler, Türkler&#8217;le baş etmek için elbiselerine varana kadar Türk ordusunu taklit ettiler. Ancak bu da yeterli olmadı. Kendi atları Türk atları gibi savaş atı değildi. Çinliler, bu yüzden Türk savaş atlarını ele geçirmek için Fergana&#8217;ya sefer bile düzenlediler</b>.</p>
<p>Türk ordusu bu dönemde aşiret kuvvetlerinden meydana geliyordu. <b>1040&#8242;ta kurulan Büyük Selçuklu Devleti döneminde ordumuz profesyonelleşmeye başladı. <span class="Apple-style-span">Aşiret kuvvetlerinin yanı sıra düzenli birlikler kuruldu ancak ordumuzun asıl profesyonelleşmesi Osmanlı döneminde oldu</span></b>.</p>
<p><b>600 YILLIK ÜSTÜNLÜĞÜN SIRRI</b></p>
<p>Osmanlılar&#8217;ın çok erken tarihte düzenli ordu tesis etmeleri, Avrupa&#8217;ya karşı üstünlük sebeplerinden biriydi. Gerek Osmanlılar&#8217;dan önceki Türk devletlerinin çoğunda, gerekse <b>Safeviler </b>ve <b>Akkoyunlular </b>gibi Osmanlı ile çağdaş Türk devletlerinin orduları aşiret kuvvetlerinden meydana gelirdi. <b>Avrupa&#8217;da da ordular ya paralı birliklerden ya da prenslerin, kontların, düklerin gönderdiği askerlerden oluşurdu</b>. 17. yüzyılda, 1618-1648 yılları arasındaki Otuz Yıl Savaşları&#8217;nda bile Avrupa ordularının çoğu paralı askerlerden meydana geliyordu. Farklı milletlerden oluşan paralı askerleri yönetmek oldukça zordu. Paralı askerler savaşların en kritik anlarında hemen kaçarlardı. Sık sık, özellikle de paralarını alamadıkları zamanlar isyan ederlerdi. Bunların üzerlerinde disiplin kurmak da oldukça zordu. Nitekim <b>Makyavelli</b>, paralı askerleri &#8220;<i>Dostlar arasında yürekli, düşman karşısında korkak</i>&#8221; kişiler olarak değerlendirir.</p>
<p>Hâlbuki Osmanlılar, <b>Orhan Gazi</b> zamanında Türk köylülerinden yaya ve müsellem adıyla ilk düzenli askeri birlikleri kurmuşlardı. Bu birlikler, ihtiyaca cevap vermeyince bazı Avrupalı yazarların, &#8220;<i>şeytan icadı</i>&#8221; diye adlandırdıkları <b>Kapıkulu Ocakları</b> kuruldu. Bunlar tam profesyonel askerlerdi. Ayrıca tımar sistemi ile yeniçeriler kadar profesyonel olmasa da, yine meslekleri sadece askerlik olan sipahi teşkilatı tesis edilmişti. <b>Nitekim 16. yüzyılda Avrupalı elçi ve seyyahlar, Osmanlı ordusunu öve öve bitiremezler ve kendi ordularının bunlarla başedemeyeceğini söylerler</b>.</p>
<p><b>RUSYA&#8217;DAN POLONYA&#8217;YA HERKES ORDUMUZU ÖRNEK ALDI</b></p>
<p>Rusya, 16. yüzyılda <b>Korkunç İvan</b> zamanındaki askeri teşkilatlanmasında Osmanlı ordusundan etkilendi. Osmanlı ordusundaki disiplin ve liyakat sistemi örnek alındı.</p>
<p>Uzun süre savaşlarda süvari birlikleri ön plandaydı. Yeniçeriliğin kuruluşuyla birlikte savaşlarda piyadeler ön plana çıkmaya başladı. İspanyollar, <b>Şarlken </b>döneminde Osmanlı ordusundan ilham alarak &#8220;<i>tercios</i>&#8221; birliklerini kurdular. İspanyollar ile evlenen İtalyan kadınların çocuklarına askerde &#8220;<i>yeniçeri</i>&#8221; deniliyordu.</p>
<p>Macarlar, 15. yüzyılda &#8220;<i>Hussar</i>&#8221; adı verilen hafif süvari birliklerini Osmanlı timarlı sipahilerini örnek alarak kurmuşlardı. <b>Osmanlı ordusunu en çok taklit edenlerden biri de Polonyalılar&#8217;dı. Polonya ordusu kullandığı kılıca kadar birçok silah ve sistemi Türk ordusundan örnek almıştı</b>.</p>
<p><b>AVRUPA ORDULARI</b></p>
<p>Avrupa&#8217;da orduların durumuna ilk esaslı tenkit Makyavelli&#8217;den gelmişti. <b>Makyavelli, Roma askeri sistemi ve klâsiklerini inceledikten sonra, en ideal yolun Roma lejyon sistemini tekrar kurmak olacağı kanaatine varmıştı. Babadan oğula geçen subaylık sisteminin kaldırılıp yerine, yine aristokratların oluşturduğu ancak liyakate dayalı askeri bir sistem kurulmasını teklif etti</b>. <b><span class="Apple-style-span">Makyavelli, mecburi askerliğe dayanan bir ordu sisteminin kurulmasını istiyordu</span></b>.</p>
<p>1618 ile 1648 yılları arasındaki Otuz Yıl Savaşları&#8217;nda Avrupa orduları büyük gelişme gösterdiler. &#8220;<i>Sarışın Dev</i>&#8220;, yani <b>İsveç Kralı Gustav II. Adolf</b>, çağının askeri stratejisini alt üst etti. <b>Topların piyade ve süvarileri destek leyecek şekilde doğrudan kullanılması, tüfek kullananlar ile süvarilerin birlikte hareketleri gibi taktikler de ilk kez Gustav II. Adolf tarafından Otuz Yıl Savaşları&#8217;nda uygulanmıştı</b>. Büyük bir stratejist olan kral, süvari hücumunu da yeniden canlandırmıştı. Süvariler kılıçtan ziyade tabanca ile saldırmaya başla­mışlardı. <b><span class="Apple-style-span">Ayrıca daha önce 7 kilo olması sebebiyle kullanımı oldukça zor olan tüfeklerin hafifletilerek, kullanımının kolaylaştırılması, fişenkin icadı ve topların hafif ve kullanışlı hale getirilmesi de Gustav II. Adolf&#8217;un marifetleriydi</span></b>. Avrupa&#8217;da 17. yüzyıl ortalarından itibaren eski Roma lejyonlarında olduğu gibi sıkı disiplin, emir-komuta zinciri ve askerlerin devamlı eğitim gördüğü bir sistem kuruldu.</p>
<p>Makyavelli&#8217;den sonra <b>Fransa Kralı Ondördüncü Louis</b> döneminde <b>Sebastien de Vauban</b>, bilimsel gelişmelerde ortaya çıkan sonuçları orduda kullandı. Kullanılan yeni silahlar ve bu silahlarla birlikte gelişen yeni savaş organizasyonları muharebelerin şeklini değiştirdi.</p>
<p>Erhan Afyoncu<br /><i>(Bugün, 29.09.2010)</i>
<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6530574360555903551-289568048330815759?l=gizlenentarihimiz.blogspot.com' alt='' /></div>
<p><i><!-- BASLA: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<script type="text/javascript">
var GGAff = {id:41676, width:336, height:280, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';
</script><br />
<script type="text/javascript" src="http://aff3.gittigidiyor.com/affiliate_front.js"></script></p>
<style type="text/css">
p#aff a,p#aff a:link,p#aff a:visited,p#aff a:active {text-decoration:underline;color:#0000ee;}
p#aff a:hover{text-decoration: underline;}	
</style>
<p id="aff" style="width:336px;padding:0px;margin:0px;color:#0000ee; font-size:10px; font-family:Arial;">T&#252;m <a target="_blank" href="http://ev-elektronigi.gittigidiyor.com/?cid=41676">m&#252;zik ve ses sistemi</a> f&#305;rsatlar&#305; i&#231;in t&#305;klay&#305;n !</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
</i></p>
<h4>Anahtar Kelimeler:</h4>&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/ordumuz-tarih-boyunca-hep-taklit-edildi" title="ispanyol ordusunun kullandığı tüfek">ispanyol ordusunun kullandığı tüfek</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/ordumuz-tarih-boyunca-hep-taklit-edildi" title="mete han askerlik sistemi">mete han askerlik sistemi</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/ordumuz-tarih-boyunca-hep-taklit-edildi" title="osmanlı ordusunda en yürekli askerler">osmanlı ordusunda en yürekli askerler</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/ordumuz-tarih-boyunca-hep-taklit-edildi" title="polonya süvarileri">polonya süvarileri</a>,&nbsp;<a href="http://www.isimsizsevda.net/ordumuz-tarih-boyunca-hep-taklit-edildi" title="türk savaş atları">türk savaş atları</a><!-- SEO SearchTerms Tagging 2 plugin took 2.016 ms -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isimsizsevda.net/ordumuz-tarih-boyunca-hep-taklit-edildi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

